10 Nisan 2011 Pazar

09.46

Çok sessizdi her yer. Ağaçların yaprakları kıpırdamıyordu, sinekler vızıldamıyordu ve topuklu ayakkabıların çıkardığı sesler de yoktu. Hani, bilirsiniz işte... Tak tak tak tak.. Zamanın durduğunu hissetti. Hemen sol kolunda her zaman takılı olan saatine baktı: 09.46 Bu olamazdı. Çünkü daha evden çıkarken saat 9.45 ti ve yaklaşık yarım saat yürüdüğüne emindi. Sonra o sesi duydu: Dakikalar yok aptal... - Ne demek istiyorsun? diye cevap verdi içinden. Zaman yok. Herşey senin beyninin içinde. -Hiç bir şey anlamıyorum. Anlayamazsın. Bugüne kadar kendini hiç böyle hissetmedin ki sen! Sen özgürdün, kendini kısıtladın. Sen sınırsızdın, dakikalarla yaşadın. Sen herşeyi ama herşeyi yapabilirdin ama kurallara uydun. Kimin kurallarına? Senin gibilerin. Hayatını bu şekilde mahvederken gerçeği asla göremedin. - Gerçek ne peki? Gerçek şu ki, ilk defa elinde olmayan birşey yaşıyorsun. Bu sefer ne yaparsan yap kontrolün senin elinde olmadığı bir durum bu. Alışkın değilsin tatlım ama üzülme, elbet alışırsın. - Noldu ki bana? Ne yaşıyorum ben? dedi korku içinde. Öldüğünü düşünüyordu o an.
Aşık oldun.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder